Rüzgar gibi geçti, bir kere ismi çok güzel (Türkçe isminden bahsediyorum)filmin. Filmin kendisi de kesinlikle güzel, reddetmek imkansız. Çok sıkıntılı bir film birçok açıdan, cırlak sesli zenciden tut gururlu namuslu onurlu kölecilere. Çok önemli bir film olduğu kesin ama, filmin de ötesinde bir düşünce yapısını göstermesi açısından. Savaş öncesi dönemin en büyük bütçeli prodüksiyonlu, en çok da izlenip para kazandıran iki filmin birinin bu diğerinin ise ” Birth of a Nation” olması çok manidar. Bu düşünce yapısı da hala sapa sağlam Sarı Reis’ten anlaşılabileceği üzere.
Çok uzak, çok başka bir kafa ama. Ben anlamakta çok zorlanıyorum bir Türk olarak, çok bambaşka bir dünya. Bunu Mark Twain okurken de hissetmiştim bir yere kadar, salt yeteneği sayesinde bir yere kadar kavrayabilmiştim mevzuyu ama bu mevzuyu gerçekten içselleştirip anlayabilmek çok daha farklı bir şey. Amerika Büyük Türkiye veya burası küçük Amerika falan diyoruz arada ama yok yani bambaşka bir dünya kesinlikle. Yine de o dünyayı hem filmin içinde ama özellikle de filmin dışında filme gelen tepkilerle en başarılı şekilde gösteren filmlerden.
Filmin kendisiyse, tam bir Hollywood başyapıtı. Ancak bu başyapıt kelimesini sadece pozitif anlamda kullanmıyorum, her şeyiyle, iyisiyle kötüsüyle devasa bir eser. Her şeyde zirvede, hiçbir şeyde kolaya kaçılmamış. Böyle bir film bugün çekmek imkansız gerçekten de(elbetteki konusundan bahsetmiyorum, bugünün beyaz elitleri ve Hollywoodu ırkçılığını çok daha iyi saklıyor) O setler, o çekimler, yangın sahnesi ve o kadar insan. Aynı zamanda da eski yıldızlar da yok, Clark Gable da fena değildi ama o Vivien Leigh gerçekten bambaşka bir seviyedeydi. Onsuz çalışmazmış bu film, Şu saatten sonra başka bir Vivien Leigh de olamaz.
Her açıdan enlerde bu film, en epik, en uzun, en melodram, en trajik, en ikonik, en ırkçı, en romantik, en en en… Kesinlikle de altın çağın en Hollywood filmi. Hala daha da zamana karşı durmuş, politik doğruculuk bile bu filmi alt edememiş. Ancak en büyük rakibi bambaşka bir yerden geliyor. Bu filmi bitirse bitirse bizim odak süresiz nesil bitirir, dört saat film. Dört saat bizim nesilden kimse demeyim(benim gibi enayiler var hala), ama çoğu insan oturup da izlemez böyle bir filmi. Yine de ben izledim, pişman da değilim.
